5 Haziran 2018 Salı

ŞU KARŞIDAN GELENİN HATIRI

kızmayın
ama füzelerim evde kaldı
hatırınızı kırmazam
sizde bütün davetlere
icap eden bir sürat vardır

kızmayın 
ama kelleler koltukta vay vay!
çünkü bugün müderrisler
bütün halde sınıfta kaldı
aldırmazam
dünya bir öğrenci yurdudur
duyurulur

kızmayın
ama öğrenciler şen ederler okulları
silah kullanmak yasak yazar
ranzalara 
falçatalar
saldırmazam
sadrazamın sol yanında deniz
sağ yanında doktrin
üzerinde yatlar katlar arş ve uzay

kızmayın
ama bilginin kökü kurudu vay vay
rasyonel koydular anlamanın adını
anlamazam
yağmur mucizevi 
gökkuşağı irrasyonel
“görece” kırdı da cümlesinin belini
hala sebep sonuç diyerek kudururlar

kızmayın
ama yalnız iyiyi düşünenler akleder
ve karşılıksız sevenlerdir büyük fatihler
erdemleri parlatmak için nefis yakılır
şu karşıdan gelenden
ayna yapılır

10 Mayıs 2018 Perşembe

VAZGEÇMENİN ŞİİRİ

hazır ol merkez
yalanlarımı bildiriyorum:
doğru anladım
ama yanlış anlıyormuşum gibi yaptım
bu açıdan kendimi
tepeden tırnağa umuduma kaptırmıştım
güneşe bakarken
seninle tekleşemediğimin farkındaydım
hayali kendisinden ziyade
rüyası uykusundan azade davrandım
ve o tekleşmeye baktığımda onu
senden de benden de daha çok seviyordum
üzgünüm merkez 
seni seviyorum derken 
ben orada olmak istemiyordum 

uyuma merkez
ben vazgeçmenin şiirini yazıyorum bak
ve elbet senden vazgeçmek
kendimden vazgeçmenin önyeminidir
sana üzülürken 
bana üzülürcesine bir şeyler oluyor bana
içlenelim dersek ağlamak kolay
ağlayalım dersek
biliyorsun
senin içlenmediğin yerde ben mümkün olamam

sevmiyorsun merkez
bence sen hep bu yüzden kaybediyorsun
daha doğrulmadan aşka
seyir halinde kontrollü çalkanışlar arzu ediyorsun
hata yok günah basmakalıp suç askıda
ceza yok sevap basmakalıp af tartıda
heves çok
konu muamma
hareket sonsuz 
ve sen diye bir şey yoktur -seni anlama!-

aldırma merkez
çarpıntılar çarpmazlar dünyanın yalanlarına
aşk işidir gökte ay denizde yakamoz
göz bu 
nasıl baktığını unutursa nasıl sevdiğini de hatırlamaz
insan ilk sevdiğini hatırlar yoklukta
insan 
hep sevdiğini hatırlar
nokta

kabul et merkez 
koyulan noktayı çoğaltıyoruz bir'likte
kader perişanlık olamaz
rıza ile dalınan bir derinlikte
padişah fermanıyla duyurulsun
kendimden gayrı rakibim yoktur cahillikte 
yalancı benim
ona inanan da 
yoldayım dar ama bahtiyar bir servilikte
ölüyorum merkez
sana elvedaysa bu bana da elveda
-ölüyorum merhaba!-
ölüyorum adı konulmamış bir mavilikte

28 Aralık 2017 Perşembe

ALO?

lütfi'ye...

i. günbegün paslanması

dalım yok
güneşlerden sarkıyorum
bir duman kendini ele veriyor
önümde 
“yanıyorum” adlı alfabe

geçici sıcaklıklar dünyası bu
ancak bir rahmin içinden görünen acun
anneliği kutsayan bir yasa belki de
babaları 
idamdan alan

ah çocukluk sanrıları bunlar
tan vakti kuş ötüşleri uyanışlarda
sevginin inleyen helezoni çarkları
pasa inanan bir müridin 
günbegün 
paslanması

ii. sevmek kayıp

annesinin öldüğü yaşta durur çocuk
hırkası sandalyede asılı 
ama kendisi ortalıkta yok
sırçasını düşürmesiyle meşhur bir diyarsız
sanki bir yenilgi
ya da yenilmeyi kabul etmekle başlayan bir zafer şarkısı
adresine teslim
mühürsüz bir mahkeme celbi
bir de devletin şahitliğinde 
hüngür hüngür ağlamak

kara nefs
tersine uçmayı kanıtla
bir mucize koy çalsın
olgun bir meyve gibi düşsün kaybolsun inanç
rüzgarda yelpaze dağılsın 
-nasılsa!- hazır aldanmışı var şu hayatın

düğmeye basılınca birden
birdenbire 
o bir’den bir’e 
hep o birden bire salınan gövden
ah rakamları unutman imkansız görünüyor buradan
nefeslerdir kavuşmayan
nefesler bozar derzi
bütün ayrılıklarda

ah “ayrılık yok” tıpkı şu gök gibi taze
bellekte sancıyan mülk 
direniyor aşka
kara nefs
unutturma söyle
büsbütün beyazlasın diye kafes
parmaklarıyla beraber gömülüyor piyano
o sıra çok sevdiğimiz bir şarkıdan geçiyorum
kendini unutturuyor mazi
hatırında bilanço
soysuz bir haykırış yalvarışımda
sevmek kayıp
günler fevkalade çarpıntısız
sevmek kayıp diye bağırıyor endaze
geceler büyük barınma altında
karda kaymak sülalesine bile serbest
sevmek kayıp
sevmek kayıp diye dağılıyor şiraze
ay taklalar atıyor bir yandan
göğün açılan gönlünde
güller güneşler gibi batıyor selviliklerde
alo sevmek kayıp
sevmek kayıp
alo?

22 Ekim 2017 Pazar

GÖZLEMCİ VAPURU

can ağabeyim bayram öz’e...

hayatta bazen böyle şeyler olur bayram abi
sevdiğin bazen bir türlü seni sevemez
güller saksılardan taşar bülbül girer radara
düştüğü uçurumun dibini 
freni patlayınca anlar insan

ama anlamak çok çaresiz be bayram abi
çünkü kuyuların yusuflara dert olduğu yalandır
bazı ipler bazı diplerden salınır avuçlara
karanlığa dikilen örtü gibidir aşk
güneşini göstermeden taşır burçlara

bence insan sükut etmekten feci korkuyor bayram abi
korkuyor kelimelerin o ılık rüzgarlarından da
"sevemiyorsak bari konuşalım"
diye yorgun bir at koşturuyor ağzımızda
duvarların seçici geçirgen dünyasında
görmediği allah’a inanıyor göz
saptanmış kusurları deftere geçiriyor
siciller sivrice 
sivilceli kalemlerde söz

yârlar bir yana da yaralar yalan söylüyor be bayram abi
keşke onların bağırdığı doldursaydı bardağı
biz şarabı sakisinden tanıyoruz ya
adresi tutturamayan -ne yapsın!-
küfrediyor hemen navigasyona
ayıplar uydularda aysız
günahlar öylesine dünyasız
sözde okuması var ama kitapsız
işte bunlar 
bütün bunlar şişelerini kırmış bir imansızın ârları
önce çöle atından düşen masum yuhalandı
unutuldu sonra güzelin yüzündeki tükürük
sahi
ateşe üflemek çoğaltıyor muydu yârları?

benim bildiğim sevmek öyle akıl falan kaldırmaz
sevdin mi suçunu da üstleneceksin sevdiğinin
affetmek kibirli, yalnız kebir olana has
kaderse şu sureti hak olan insanda 
olabildiğiyle müşahhas
varsın kınasın bizi gülsüz göğün bülbülü
bizi sevmeyen yâr dönsün varsın dermanına
bir iç deniz türküsüdür vapurumuzdaki naz
ve affın kıyısına vurmuyorsa gövdemiz
sevgimiz de öyle natamam ve az

20 Mart 2017 Pazartesi

BOYUNLUK

can kardeşim ismail içen'e de...

ah ismail
canım ismail
ismi güzel kendi güzel ismail
sen bu gazlara gelecek adam mıydın ismail
senin boynun bıçağını bilirdi
babana kabeye döner gibi uysaldın
koçları yemezdin arkadaşındı onlar 
ve sen bir ovaya bakarken çalkalanırdı atlar
bak ipinden kurtulmuş yine feza
venüs taklalar atıyor saman sergilerinde
mars hüseyn'in alnı kadar kızıl
sen dünyaya düşecek adam mıydın ismail

ah ismail
canım ismail 
derdim dermanım ismail
sular köpürürken aya
dumanlar yüzünü yıkarken göğün
dağlar dağ olup sözünü tutmadı mı
kaynıyorken derya
kömürün falına bakıyorken ateş
semaver çayının suyunu tutmadı mı 
yer ortasından yarılmadı mı ismail
israfil sevdiğin şarkıyı üflemedi mi
tam vakti geldiği sıra
kıyamet ip gibi kopmadı mı ismail

ah ismail
canım ismail
aşıkım maşukum ismail
güney çöllerinde kuzey rüzgarları esiyor
batıda ormancılar kayıp
doğu doğduğundan beri kan
-kendine konum gönderemiyor insan-
nereye dönsek aşk
neyi sevsek dört tarafı ölüm ve berzah
daha biz varmadan orayı 
merhamete parsellemiş zaten allah
insan kendini affetmezken ismail
insan affetmezken insanı
kıyısını dalgasından hiç esirger mi derya
insan affetmez mi herkesi ve her şeyi 
insan affetmez mi hiç kendini ismail 
insan affetmez mi hiç kendini
insan affetmez mi hiç
insan affetmez mi
insan affetmez
insan

28 Kasım 2016 Pazartesi

İNSAN

şeyhim ismail'e...

âdem oldum suç verdiler aldım firar eyledim
şol gönlümü tutsak ettim hayli zarar eyledim
helallerle haramlarla artık karar eyledim
dermanı dert olanın şaraplıdır testisi

günah dedim harç verdiler aldım beton eyledim
iyileri kötüleri deldim jeton eyledim
sevapları amel ile kestim kupon eyledim
tartıya dâr kuranın dengededir tepsisi

aşık oldum zâr verdiler aldım nefes eyledim
sebep ile sonucunu serde kafes eyledim
yılan girdi ocağıma zehri enfes eyledim
yola yordam vuranın aynadadır terkisi

âhi dedim can verdiler dosta mihman eyledim
düşmanıma kucak açtım nârı rahman eyledim
dünya ile ahireti yaktım harman eyledim
hırkası kül olanın gönüldedir tekkesi

9 Ağustos 2016 Salı

HIZIR DURAĞI


nurhan ile corç için...

evet, canımızın yandığı doğrudur sayın hakimim
hızır ile çok otobüs bekledik bu durakta
musa gelince hemen toparlanırdık
gece oldu mu çıkar dağıtırdık sokakta
bizim de küllerimiz oldu sayın hakimim
bize de sundular o ateşten tas tas
yar bekleyince geliyor diye azıklandık
beklesek de gelmiyormuş yar
dağılın, kazıklandık!

biz fena dağıldık sayın hakimim külli müdafaamız çöktü
ağlamanın sonu duvar duvarın ardından biri
bizim göğsümüzü yerinden söktü
gövdemizde koca bir boşlukla geçtik kayıtlara
kimi yusuf kuyusu der bu cavidana
kimi jilet gösterir ya da hiç geçmeyen bir iz
bizi kordonlarımızdan kesmişler sayın hakimim
damar lazımsa hemen tedarik edebiliriz

okunsun neymiş
batırmışız bütün gemileri
sonra kafa tutmuşuz biraz rüzgara
yağmurla yamyaş arkadaş  olmuşuz
öküz gibi ağlamışız tren girince gara
diplerin gemileri yüzmez mi sayın hakimim
ölü kaptanlar yaşamaz mı gariplerin güvertesinde
-kendi duvarlarını yakıyordur aşk
alışılmadık bir hareketlilikken yangının ertesinde-

bize kalırsa bu iş sizi aşar sayın hakimim
biz sizinle oturup içmedik ki hiç meyhanede
dert dinlemekle başlamıyor mu bütün hikayemiz
beraber ağlarken yakalanmışsak
dertlerimize de kahkahalarla gülebiliriz
biz hızır durağındanız sayın hakimim
öyle aklımız her şeye ermez bizim
ama şu kelebek ayın geceye doğması gibi konmasa
kendi bendini dağıtan bir nehir gibi çağlamasa bu hayat
güzelin cemalini bir defa görmek için
vallahi peçesini paramparça edebiliriz
küçük zindanlar büyük zindanları görünmez kılarlar bir
yeryüzünde insan sayısı kadar zindan ve özgürlük vardır iki
yatak denir uykunun ağırlandığı her yere üç
ve beklentinin parmak izleriyle doludur
hayal kırıklıkları mahalli
sabır koynuna beklemek koymaz sayın hakimim
ya kader
ya nasip
ya kısmet der geçeriz
biliriz karanlık bastırınca dünya
kapısını açan dostlar kadar küçülür
büyük mağaralar vardır dostluklarda
korkunun zırhlarıyla mühürlenen gönüller
ölüme mağaralarından açılır

konuşmak sükut ile insanın arasına girer hakimim
inanmak sevmenin yara üstüdür
yaşamak küstürmüştür ölüm ile insanı
mağaradan eve dönen müjdeli bir yolda
çok şükür bozdurmuşuz bütün lisanı
hayat dudaklarından okunur sayın hakimim
hayat dudaklarından öpülür diş diş
seher vakti yardan getirilmiş emrimiz
rüsva olsak da gayrı muradımızdır
giyotini boynumuzla bilemişiz biz