31 Ağustos 2011 Çarşamba

DİLEK'ÇE


sayın bunu da,

bahşedilen ömrümün halen 31. senesine devam etmekteyim. çocukluktan aldığım derslerin hiçbirini veremedim. sürekli alttan almaktan bir üst bina edemedim. iş bu dilekçe ile bir türlü büyüyemediğimi ve ömrümü çocukluğumun otopsisini yaparak geçirdiğimi bildirir, cesedime iliştireceğim günahlar hususunda gereğinin yapılmasını kaygılarımla şarj ederim.

kalbim sektedir,
ruhum ektedir.

                                                                                                  31.08.2011
                                                                                                  alper gencer

30 Ağustos 2011 Salı

ASLI’NI İNKAR ETMEK İSTİYORUM KEREM!


aslı’nı inkar etmek istiyorum kerem! yârin kaşları keman olsa, içimdeki yayları paramparça ederim hemen. içime çanlar çakana inat, zehirlerim zangoçlarımı. durur ve limanları yakılan bir kentin, gemisiz kalmasını kutsarım kıyılarımla. dönecek bir tek yolcusu bile yoktur uğurladığım günlerin. erken gelenleri kurşunlarım, suya sererim leşlerini. bekleyenler kazansın istiyorum bütün dünya harplerini! beklemek, bir mektuba başlayıp yarım bırakmak kadar asil bir niyettir. ki bir mektuba başlamak, her şeyden sevip vazgeçmek gibi bir kifayettir!

eliiiif, miiiim ve eliiiif... ant olsun harflerine harekeler serpeceğim. döneceksin dönecekler döneceğim. gecikmeyen yerlerimi vurmalısın sevgilim. gecik ve ertelen sen de! vaktinde gömüleceksin ne etsen de! kalkacak dakik olanların da bir bir naaşı. kazanmak istemiyorum hayata karşı! karşılıksız çıksam, ümidim nasıl olsa korunmuştur cürmümden. beni, vur!benden,kurşunlar sapsın! bana, çarmıhta iki odun bir haç... bırakana kadar ıskalar çak! bana bir ergen ölüsü miktarınca iltimas yarat! ve bir cezme vuracak gövdemiz, çok şiddetli susarak.

beni anlama, beni anlar gibi yap! yorulmayan gövdeni, hamlar gibi yap! delik deşik hırkamı tamlar gibi yap! ölünüp de yenilen gamlar gibi yap! yağmuru yağabilen damlar gibi yap! arabi’nin yandığı şamlar gibi yap! Allah’a eğilen lamlar gibi yap! ya beni de al getir, ya bu guslü çöz, içime kırdığın camlar gibi yap!

eğdiği gövdelere rüzgar bırakan sendin. ne gövdeydin, ne eğendin, ne yeldin! güneşi mahmuzladım, gözlerine şeddeler vurdu sabah. öğlen oldu mu kalbime müracaat edebilirdin. ikindinin ortasında bana bakman için her şey hazırdı. ki akşama anca yetişirdi beni tamamen kabullenmen. ol’madın, okunmayan harflerimi yok saydın hep. sesin kısaldı, boğuldun mahreçlerde... aramızda erken sonlandı hepcümleler!

işte bir kurdun boğazına oturmuş ötür. birazdan gemiler kopacak beni bir tufana götür. birazdan asalar yağacak nehirlerin Musa’sına. ve döşümü firavun’un sevdiği bir kerem ovuşturur. kapıları dövmekten hiç evde yoktum. bulunmadım, çünkü muttasıl arıyordum. bir şeylere yetişemiyor olmanın uykusunu alıyordum. sevgilim,bu kahpe düzene bir saat kurmalıyım. seni çok seviyorum, nereye başvurmalıyım?

kenti yıldıran bir orman sırrı bahşet bu çölden. gerdiğim yay, oklar vurur sonsuzu. yerdiğim yar, yoklar durur o’nsuzu. seni sevmem hala öldürmediyse seni... dönerken... beni de getir yanında!