26 Şubat 2013 Salı

ONLAR HIRKA DEĞİL, PİL!

“yeni arabam nasıl?”  bacım

bu şiiri yazmak için söküp attım pansumanı yaramdan
tam olarak bıçağa kaptırdığım tarafımla sancıyorum al
al bu hayat kiminse billahi ben yaşamıyorum
al bu hayat kiminse billahi ben
sarılan bir yarayı fışkıran bir damardan daha çok sevmiyorum
saat kim bilir kaç olacak yine, kaç!
bugün bitip dün olacak gece yine gün olacak
tam ağzını bozduğun tebessümlü bir sıra
parantezler basacak cümlelerimi
peşimizde bağlamdan kopmuş bir güruh
eğer hakkım olsaydı yağmuru yağdırmaya
bana tufan derlerdi sana ise nuh!

kaçıp kaçıp sana geliyorum, ne diye?
gidecek bir yerim olmadığından değil
bir yerlere senden gidiyor olmamdan belki de
borç olsak geçirmişiz tarihimizi
çoktan kalkmış bir treni bekliyoruz biletsiz
yabana atılacak şeyler var bavulumuzda
şu havuza çakılırım şu ummana nefessiz
şu kazanda yakılırım şu nazarda hevessiz
gitmiyorum diyorsam ve ne kadar gidiyorsam
yüzme bilmiyorsam ve ne kadar yüzüyorsam
şu yüzmediğim suların da cümlesinin dibisin
çok sarhoş olsam dediğim her dakika
şaraba testisiz yakalanmak gibisin

sonra bir süre her yanıma dökülüyorsun -dökül!-
ne önemi var geçmeyen bir izin unutkanlığımız karşısında
zaten kırık bir gökyüzüdür artık mutlu olmanın damı
hayat böyle dımdızlak ortada bırakır işte adamı
ben bir kere görmüştüm çokça cenazelerde
topraktan gayrısı tortop edip saklamıyor insanı
gözlerin yeter ki sözlerime ilişkin olsun
istersen gövdeme ihanetler sırt sırta yuva yapmıştır
boş bulduğun yere saplan senin de canın sağ olsun

ellerimi ceplerimde kaybedip unutmuşum
ben senin bildiğin dervişlerden değilim
ceplerim ellerimden misli ile büyüktür
ellerimi bir yerde ceplerimle yutmuşum
o kadar yorgunum ki o kadar ki yorgunum
uykumdan çalıyorum uyumak için
ben ölümden gayrı yazmayı bilmiyorum
sen hırkalara bakıyorsun şallara niçin?

havalar ısınıyor yar bahar diye
ölümlü şeylerle avunmamak vaktidir
gözlerin çocukluğumun bozulmamış aktidir
ve üzerime dökülmenin üç kurşunu vardır mavzerimde:

1- dökene kurban olayım.
2- dökülen dökendendir.
3- hiç çıkmasın izin benden.

tam da bu yüzden
dol ya da dökül
şaraba meyyal bir üzüm gibi serpil
hiç çıkarmasan da üzerinden yine de bil
yine de bil yine de bil yine de bil
onlar hırka değil, pil!

16 Şubat 2013 Cumartesi

TALAN DÜNYA


başına gelenlere güvenenler için... 

sabra meşgale taşıyan bir karınca misali bütün yorgunluğumu bir peşinat olarak say yaşadıklarımıza. arta kalan borcumu bir ara nefesim kesilinceye dek ağlayıp kapatırım. her şey güzel başlar. çünkü başlamak bitmenin en uzağında görünür, oysa yanı başındadır. herkes güzel başlar. uzunca bir şarkıya yetecek kadar bir iç çekişle, topu topu iki nefes arasında salınan bir sarkaca atlar gideriz yakınlara. bütün tahminler mutsuz sona oynanır ama ben sonlara inanmayan bir adamım, yani başlangıçlara… ne önceye yetişiyor elim, ne sonraya… ve ölünce olacaklar için sebepleri zihnimden kazıtmam birikiyor ha! birikiyor şu köşe başında birlikte güldüğümüz, şu balkondaki sigara, şu ellerin ellerimde gittikçe birikiyor ha! dönüp mazime baktığımda, yaşanan onca şeye kendimi kattığımda, yani her defasında açıldığım o denize yüzdüğüm gemilerle battığımda; dünyanın yalanlığı ikimiz arasında her daim boğdurulacak bir şeydir ha! öyledir. çünkü hep olmayacak şeylerin yazıldığı bir oyunun bitmeyen provası ve elbet seni bir türlü unutamıyor olmamla düşen irademin muhtevası aynıdır. boştur. bir yere varmaz. boş olmakta ve bir yere varmamakta rakip de tanımaz ha! bunun için dünya ilk elden çıkarılacak bir şeydir bizim için. öyledir. öyledir.

ve sen… bulunmayı hiç istemeyen o çocuk gibi durmadan, bir şarkıdan öbürüne geçiyorsun... peki beni ne diye o ıslıkların dudağıyla büyütüyorsun!? bu dünyada hiçbir yere varmayan her türlü plana vardım. ve hiçbir yerde bu dünyaya varmayan bir plan bulamadım. yo hayır ben bırakmadım, plan yapmak beni bıraktı. hep önceden yapılan bir planın içine daldım. seni gördüm bir planın içinde. sonra seninle hep bir planın içinde kaldım.

şimdi gece uzadıkça, göğün altında yakılan her sigara... her şeyi geride bırakıyormuşum gibi sek! ya biz de kimselerin olmamış bir mazi gibiysek?! koysak ateşi, koysak günahı, koysak bu tahammülfersa hayatı... tutsam elini buradan sabaha kadar yürüsek! 

5 Şubat 2013 Salı

ÜSTÜ AÇIK UYUYAN ÇOCUKLAR


“sana bir hırka ördüm, inşallah beğenirsin.
gerçi sen her şeyi beğenirsin.” Annem

ben dünyada kimseyi
kırmayı istemedim

-          hiç kırdın mı peki?
-          gırla!

şu günah denen çukur
evim oldu bir yerde

-          tövbe ettin mi peki?
-          arla!

kirlendim çok kirlendim
sabun icat olalı…

-          temizlendin mi peki?
-          karla!

annem ördü de yine
üstüme oturmadı

-          giyinebildin mi peki?
-          zorla!

kapılara durdum hep
anahtarsız kalmıştım

-          açabildin mi peki?
-          sırla!

üşüdüm buz gibiydi
kalbim aşksızken hava

-          ısınabildin mi peki?
-          narla!

tutuştum ellerimden
neye değdimse yara

-          alışabildin mi peki?
-          korla!

dünya seni sevdim de
gözüm ölmekte benim

-          yaşayabildin mi ki?
-          yarla!