26 Mart 2013 Salı

MADEM BİRDİR İKİSİ NİYE YALNIZ UÇARSIN



madem birdir ikisi niye yalnız uçarsın
göğü verseler sana turnam kanadın mı var
musahibin öldü mü dar dünyaya düçarsın
dört bucağı dolaşsan konacak dalın mı var

deli dersin özüne derdimizi sınarsın
bizde gönlü boş veren nal gibi akıl mı var
hiç çıkmamış yangına durduk yere yanarsın
doğru baksan görünür yalana asıl mı var

gönül ağza dayanmaz sözü boşa yorarsın
bin kez sövsen adımı dönüp aldıran mı var
ne ağlasan kendini akan yaşa sorarsın
seni de hüseyin’den gayrı yandıran mı var

ayna tutma yüzüne kendini sen sanırsın
ben dedikçe kendine secdeye yüzün mü var
nazar eyle özüne beni ordan tanırsın
çekinme ecelinden kal diye sözün mü var

derman sorsam anlamaz dert çölünü bilirsin
tabip gelse evine yarana merhem mi var
usta görmez elini koy perçemin belirsin
dört yüz okkan bir olsa tartmaya dirhem mi var

kapıları tutmaktan eşiği mülk bellersin
şol toprağın altına satacak derin mi var
hak için savaşanı ebu turab eylersin
çekilmişse zülfikar kaçacak yerin mi var

hak muhammed ali’dir ahim daha ne bilsin
gayrı aşık sözünden verecek yemin mi var
rızanın şerbetini sıdk ile sabır içsin
sadık olmayan candan erecek demin mi var

21 Mart 2013 Perşembe

GÖNÜL ÇALAR SAZIMI AKIL SÖYLER SÖZÜMÜ

gönül çalar sazımı akıl söyler sözümü
nefse gücüm yetmedi dilim susacak değil
can verildi çamura nefes aldı közümü
alev alev yanarım ölsem sönecek değil


gafil taklasın atar yumuşak sanıp yeri
bin kez dönse etrafın tavaf edecek değil
arif varır çeşmeye beklerken akar teri
susuz kalsa sabrını bir kez bozacak değil

merd-i meydan görmüşüm eylemişim nazarı
hakkı yenen adamı darda koyacak değil
mülkü allah bellemiş bu yalanın pazarı
bütün namazın kılsa yarda kalacak değil

şer görünür kullara hak çalabın azarı
dikeni gül bilmeyen hayra varacak değil
ölümle dirilidir güzellerin mezarı
medine’den necef’e susuz kalacak değil


aklın sözü kekeme musa’ya harun gerek
gönül kavuşur suya bir an duracak değil
güneş durur tepede bakmaya derun gerek
hızır ile gezenler sebep soracak değil

dost ayrılmaz dostundan geçer dünya postundan
kabesini bileni rüzgâr alacak değil
mürit bekler mürşidin ali haydar postundan
muhammed’e varanlar yolda kalacak değil


gönül çalar sazımı gönül söyler sözümü
güç yetiren allah’tır aczim bitecek değil
vakit döker içini kader bulur özümü
konan göçtü buradan ahi kalacak değil