24 Ekim 2013 Perşembe

CEZAYİR RADYOSU

yine sadık battal'a...

ben sadece kendi kaderimin peşinden koşturuyorum
senin başka dünyalara kader bağlamışlığın var
köprülene köprülene köprülerden geçiyoruz
savaşlardan kan var bayraklar solduruyor renkleri
sarmalların kollarını kırıyorken genetik
ruh bulaştırıyoruz birbirimize dna değil!
sevgilim çaktırma durumlar kritik
bence biz bundan sonrasına yürüyerek saldıralım

insan olan her şeye alışır ve bütün övgüler allah’a
allah deyince sen önce merhamet anla!
misal ben zeytine hiçbir zaman hayır demedim
ve çaya ve tütüne ant olsun
allah hepimizi kendine ısmarladı ha!

elinde silah varken muhabbete geleni göremezsin
kışkır kışkır kışkırtırlar bu dünyada adamı
güneşi koy demlensin saate bakmayalım
uyumasak doğrudan rüyaya  çıkıyor zaten hayat
kuşları uçarken görsen kuşları uçarken görmenin cenneti
fakat illa ateş yakacaksan
odunu da yanında götürmen lüzum ediyor

mevsimler yalan soğuk sahici üşümek hakikat olsun sana
bu kadar tropik durma güneş seni kıskanacak
bahçeleri derenlerin ellerinden öpmüştük
sana gül, sana yine gül, sana bir gül, bir gül daha...
mağaraların insan içlerine kapandığı bir yerde
çanlar camileri yıkmış, ezanlar kiliseleri
mağaralar benim içimi açıyor sevgilim
gönlün olduğu yerde bırakalım klişeleri

çapa toprağı darbelerle seviyor
göğün ardında uzay önünde de biz
her yanımız inşaat şehirleri tozur tozur tozuyorlar
diyeceğimi unutuyorum matkap geliyor aklıma
sonra delinen deliklerden dönüp giren vidalar...

ortadoğu al rengine bulandı sen nasılsın sevgilim?
öldürmeden olmuyor diye buyurdu hain
çocukların su içtiği yerleri bombalıyorlar
aramızda kör olanlar var ama gözleri hala görüyorlar
kantar topuza iki tokat salladı
şirazenin ta ağzını kırdılar
dünya hala dönüyorsa sevgilim
müsait bir yerde seninle inebilir miyim?

18 Ekim 2013 Cuma

KURDA ÖLÜRKEN CEYLAN GÖRÜNDÜM


-evi, gelin diye güzel yaptık!-

kaç bin sene geçti dağlar hala yukarılarda
şehirleri ateşi kıstırmadan eritiyorlar
ekmekler bölünüyor gövdelerin göğsünde
kuğular asfaltta
tutuksuz yargılanmaktalar

cebindeki delikten tansiyonun düşüyor
şekerin düşüyor altınlarla birlikte
seni hızırevlerine bağışlasın musalar
toprağın da kalbi vardır ve kırılır ikilikte
şirke bilet almak gibi duruyorsun yatırım
asanı bırakırsan
ayakkabılarını çıkartırım

yol boyunca eksilen şeylerden eksilmiştik
ben dumanı gösterdim sen ateşi söndürdün
kuş uçarken kuşa sapansız da değmiştik
kanatları yüksekte
sınava hazırlanmaktalar

hayat zarif bir tay gibi doğar gebe koşan atlardan
çabucak konanları evvel göç ettiriyorlar
tutamazsın diye söylemiyorum inan
sıcağa dokunmakla aşkı örgütlüyorlar!

8 Ekim 2013 Salı

VAH İKİLİK!

düşündüğün farklı durumun farklı
sen ne ayaksın allahınseversen ikilik?
gözlerin güzel de acep nereye bakıyor?
bizim tek bir gönlümüz vardır ikilik!

sesin kuş sesi gibi ikilik
ama kanatların sessiz ayakların yerde
uçmak diyorduk hani rüzgardan konuşurken
bir ah çekerdik ikilik senin olmadığın yerde
derdimizi dert ederdik derdi vururduk derde

biz gökyüzünü seyrederken büyüdük
sen ya göğünde ya yüzünde…
yağmur allah'ın merhametle ağlamasıdır
toprak biziz, zülfikar da, çiçek de...