28 Mart 2014 Cuma

TAŞLARA DEĞEN AYAKLAR


ey taşlara değen ayaklar
bakın gün doğuyor geceye
ses oluyor sürtünen nefes
gönül ne sesler veriyor heceye
heceler kelimelerle enfes
nihayet konuşmaya başlıyoruz

oysa konuşmayı yoruyoruz ey
sükutu bin yerinden vuruyoruz
sessiz sedasız anlaşanı
gönülden zanna indiriyoruz
değil mi taşlara değen ayaklar

ve ey taşlara değen ayaklar
şüphesiz bakamadınız bir gökyüzüne
şüphesiz bir gökyüzüne ey
kanatlanıp varamadınız ayaklar
taş mıdır yani bütün her şey

yani taşlara değen ayaklar
aldatıldığınızı unutarak öldünüz
şimdi neyi hatırlıyorsunuz ey
taşlara değen ayaklar

13 Mart 2014 Perşembe

KUŞLAR BİLİR!

kuşlar bilir
bir berkin daha konamayacak sabaha
onun kafesini kırdılar
sürü döndü
soğukta kalanlar akşam oldular

ah kuşlar bilir
gök görgüsü
yerin yedi kat dibinde!
ekmekle vurulmuş çocuk
ölüyorum der gibi uzandı
öldü akabinde

ah kuşlar bilir kardeşim
göğün altında çocuk...
çocuk öldü mü
dünya kerbelalaşır
göze ağlamak düşer
merhamet yuvarlanır gönüllerden aşağıya

kuşlar bilir kardeşim
ah kuşlar bilir berkin’i
yavru damlalar doğurur ağlarken yağmur
tenha sağanaklaşır
babanın omuzları çöker
bir ana evladından vurulur

kuşlar bilir
ah kuşlar bilir
ayıpları da örter gök
iskele düşer toprağa
muhteva aşkın!
tutuştun ey gönül
bekle ki mahşer olsun