23 Mart 2016 Çarşamba

DÜNYA BÜLBÜLÜ

atlarını mahmuzla aşkım dönüp ardına bakma vurulursun
atın ölene kadar koş belki önce sen ölürsün
hayatta kalırsan eğer şansına küsme sakın
elbet sen de toprağa nar diye konulursun

şehirlerde parende
köylerde güvercin taklası
harfsiz sevmeye geçemedik bir türlü
oysa yer sükutun
gök sükutun
sükutun tüm o eskimiş konuşmalar
hesapsız fısıldaşmalar
mesela hiç durmadan konuşan bir adamın
mütemadiyen eve dönmesi de sükutun

kırları kırdılar daha kırkı çıkmamış baharlarından
bulvarlarda bir bomba sessizliği var görsen vallahi bu sükut değil dersin
yine bir grup adam eski bir şarkı çalmak için gramofon aramaya çıkarlar
sokaklarda yıl dönümlerine düzenli olarak geciken bir hürtelaş var

öp şu deniz gören yanlarımdan vuralım kıyılarımıza
ayrılsak da sarılalım yaşamak biz sakinken de dalgalı
lütfen daha ballarını tadarken bay bay edelim sevgili arılarımıza
bu dünya bülbülü kanatsızken kargalı

ey kargaları bülbülleyen gönül kara
kara bir kabe kadar kara gönül -kara-
satıhlarda tabanları yoklayan bir pazarlık
özü kısa pervasız sırlaşmalar derin pervazlarda
derin su diplerine de baktım sen orda da yoksun
gül işini bırak
tramvaydan atlayalım istikametimiz kopsun