9 Ağustos 2016 Salı

HIZIR DURAĞI


nurhan ile corç için...

evet, canımızın yandığı doğrudur sayın hakimim
hızır ile çok otobüs bekledik bu durakta
musa gelince hemen toparlanırdık
gece oldu mu çıkar dağıtırdık sokakta
bizim de küllerimiz oldu sayın hakimim
bize de sundular o ateşten tas tas
yar bekleyince geliyor diye azıklandık
beklesek de gelmiyormuş yar
dağılın, kazıklandık!

biz fena dağıldık sayın hakimim külli müdafaamız çöktü
ağlamanın sonu duvar duvarın ardından biri
bizim göğsümüzü yerinden söktü
gövdemizde koca bir boşlukla geçtik kayıtlara
kimi yusuf kuyusu der bu cavidana
kimi jilet gösterir ya da hiç geçmeyen bir iz
bizi kordonlarımızdan kesmişler sayın hakimim
damar lazımsa hemen tedarik edebiliriz

okunsun neymiş
batırmışız bütün gemileri
sonra kafa tutmuşuz biraz rüzgara
yağmurla yamyaş arkadaş  olmuşuz
öküz gibi ağlamışız tren girince gara
diplerin gemileri yüzmez mi sayın hakimim
ölü kaptanlar yaşamaz mı gariplerin güvertesinde
-kendi duvarlarını yakıyordur aşk
alışılmadık bir hareketlilikken yangının ertesinde-

bize kalırsa bu iş sizi aşar sayın hakimim
biz sizinle oturup içmedik ki hiç meyhanede
dert dinlemekle başlamıyor mu bütün hikayemiz
beraber ağlarken yakalanmışsak
dertlerimize de kahkahalarla gülebiliriz
biz hızır durağındanız sayın hakimim
öyle aklımız her şeye ermez bizim
ama şu kelebek ayın geceye doğması gibi konmasa
kendi bendini dağıtan bir nehir gibi çağlamasa bu hayat
güzelin cemalini bir defa görmek için
vallahi peçesini paramparça edebiliriz
küçük zindanlar büyük zindanları görünmez kılarlar bir
yeryüzünde insan sayısı kadar zindan ve özgürlük vardır iki
yatak denir uykunun ağırlandığı her yere üç
ve beklentinin parmak izleriyle doludur
hayal kırıklıkları mahalli
sabır koynuna beklemek koymaz sayın hakimim
ya kader
ya nasip
ya kısmet der geçeriz
biliriz karanlık bastırınca dünya
kapısını açan dostlar kadar küçülür
büyük mağaralar vardır dostluklarda
korkunun zırhlarıyla mühürlenen gönüller
ölüme mağaralarından açılır

konuşmak sükut ile insanın arasına girer hakimim
inanmak sevmenin yara üstüdür
yaşamak küstürmüştür ölüm ile insanı
mağaradan eve dönen müjdeli bir yolda
çok şükür bozdurmuşuz bütün lisanı
hayat dudaklarından okunur sayın hakimim
hayat dudaklarından öpülür diş diş
seher vakti yardan getirilmiş emrimiz
rüsva olsak da gayrı muradımızdır
giyotini boynumuzla bilemişiz biz