28 Aralık 2017 Perşembe

ALO?

lütfi'ye...

i. günbegün paslanması

dalım yok
güneşlerden sarkıyorum
bir duman kendini ele veriyor
önümde 
“yanıyorum” adlı alfabe

geçici sıcaklıklar dünyası bu
ancak bir rahmin içinden görünen acun
anneliği kutsayan bir yasa belki de
babaları 
idamdan alan

ah çocukluk sanrıları bunlar
tan vakti kuş ötüşleri uyanışlarda
sevginin inleyen helezoni çarkları
pasa inanan bir müridin 
günbegün 
paslanması

ii. sevmek kayıp

annesinin öldüğü yaşta durur çocuk
hırkası sandalyede asılı 
ama kendisi ortalıkta yok
sırçasını düşürmesiyle meşhur bir diyarsız
sanki bir yenilgi
ya da yenilmeyi kabul etmekle başlayan bir zafer şarkısı
adresine teslim
mühürsüz bir mahkeme celbi
bir de devletin şahitliğinde 
hüngür hüngür ağlamak

kara nefs
tersine uçmayı kanıtla
bir mucize koy çalsın
olgun bir meyve gibi düşsün kaybolsun inanç
rüzgarda yelpaze dağılsın 
-nasılsa!- hazır aldanmışı var şu hayatın

düğmeye basılınca birden
birdenbire 
o bir’den bir’e 
hep o birden bire salınan gövden
ah rakamları unutman imkansız görünüyor buradan
nefeslerdir kavuşmayan
nefesler bozar derzi
bütün ayrılıklarda

ah “ayrılık yok” tıpkı şu gök gibi taze
bellekte sancıyan mülk 
direniyor aşka
kara nefs
unutturma söyle
büsbütün beyazlasın diye kafes
parmaklarıyla beraber gömülüyor piyano
o sıra çok sevdiğimiz bir şarkıdan geçiyorum
kendini unutturuyor mazi
hatırında bilanço
soysuz bir haykırış yalvarışımda
sevmek kayıp
günler fevkalade çarpıntısız
sevmek kayıp diye bağırıyor endaze
geceler büyük barınma altında
karda kaymak sülalesine bile serbest
sevmek kayıp
sevmek kayıp diye dağılıyor şiraze
ay taklalar atıyor bir yandan
göğün açılan gönlünde
güller güneşler gibi batıyor selviliklerde
alo sevmek kayıp
sevmek kayıp
alo?

22 Ekim 2017 Pazar

GÖZLEMCİ VAPURU

can ağabeyim bayram öz’e...

hayatta bazen böyle şeyler olur bayram abi
sevdiğin bazen bir türlü seni sevemez
güller saksılardan taşar bülbül girer radara
düştüğü uçurumun dibini 
freni patlayınca anlar insan

ama anlamak çok çaresiz be bayram abi
çünkü kuyuların yusuflara dert olduğu yalandır
bazı ipler bazı diplerden salınır avuçlara
karanlığa dikilen örtü gibidir aşk
güneşini göstermeden taşır burçlara

bence insan sükut etmekten feci korkuyor bayram abi
korkuyor kelimelerin o ılık rüzgarlarından da
"sevemiyorsak bari konuşalım"
diye yorgun bir at koşturuyor ağzımızda
duvarların seçici geçirgen dünyasında
görmediği allah’a inanıyor göz
saptanmış kusurları deftere geçiriyor
siciller sivrice 
sivilceli kalemlerde söz

yârlar bir yana da yaralar yalan söylüyor be bayram abi
keşke onların bağırdığı doldursaydı bardağı
biz şarabı sakisinden tanıyoruz ya
adresi tutturamayan -ne yapsın!-
küfrediyor hemen navigasyona
ayıplar uydularda aysız
günahlar öylesine dünyasız
sözde okuması var ama kitapsız
işte bunlar 
bütün bunlar şişelerini kırmış bir imansızın ârları
önce çöle atından düşen masum yuhalandı
unutuldu sonra güzelin yüzündeki tükürük
sahi
ateşe üflemek çoğaltıyor muydu yârları?

benim bildiğim sevmek öyle akıl falan kaldırmaz
sevdin mi suçunu da üstleneceksin sevdiğinin
affetmek kibirli, yalnız kebir olana has
kaderse şu sureti hak olan insanda 
olabildiğiyle müşahhas
varsın kınasın bizi gülsüz göğün bülbülü
bizi sevmeyen yâr dönsün varsın dermanına
bir iç deniz türküsüdür vapurumuzdaki naz
ve affın kıyısına vurmuyorsa gövdemiz
sevgimiz de öyle natamam ve az

20 Mart 2017 Pazartesi

BOYUNLUK

can kardeşim ismail içen'e de...

ah ismail
canım ismail
ismi güzel kendi güzel ismail
sen bu gazlara gelecek adam mıydın ismail
senin boynun bıçağını bilirdi
babana kabeye döner gibi uysaldın
koçları yemezdin arkadaşındı onlar 
ve sen bir ovaya bakarken çalkalanırdı atlar
bak ipinden kurtulmuş yine feza
venüs taklalar atıyor saman sergilerinde
mars hüseyn'in alnı kadar kızıl
sen dünyaya düşecek adam mıydın ismail

ah ismail
canım ismail 
derdim dermanım ismail
sular köpürürken aya
dumanlar yüzünü yıkarken göğün
dağlar dağ olup sözünü tutmadı mı
kaynıyorken derya
kömürün falına bakıyorken ateş
semaver çayının suyunu tutmadı mı 
yer ortasından yarılmadı mı ismail
israfil sevdiğin şarkıyı üflemedi mi
tam vakti geldiği sıra
kıyamet ip gibi kopmadı mı ismail

ah ismail
canım ismail
aşıkım maşukum ismail
güney çöllerinde kuzey rüzgarları esiyor
batıda ormancılar kayıp
doğu doğduğundan beri kan
-kendine konum gönderemiyor insan-
nereye dönsek aşk
neyi sevsek dört tarafı ölüm ve berzah
daha biz varmadan orayı 
merhamete parsellemiş zaten allah
insan kendini affetmezken ismail
insan affetmezken insanı
kıyısını dalgasından hiç esirger mi derya
insan affetmez mi herkesi ve her şeyi 
insan affetmez mi hiç kendini ismail 
insan affetmez mi hiç kendini
insan affetmez mi hiç
insan affetmez mi
insan affetmez
insan